Fenerbahçemize kumpas kuranların yargılandığı Fenerbahçe Kumpası Davası’nın 8. duruşma haftası bugün Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu’nda başlarken, Yönetim Kurulu Üyemiz Alper Pirşen, dava ve süreç ile ilgili Fenerbahçe Televizyonu’na açıklamalarda bulundu.

Fenerbahçe Kumpası Davası’nın sadece Fenerbahçe camiası için değil Türk sporu ve Türkiye açısından çok önemli olduğunun altını çizen Yönetim Kurulu Üyemiz Alper Pirşen, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını dile getirdi.

Sözlerine ilk olarak Fenerbahçemize kurulan Şike Kumpası Davası’nın detaylarından söz ederek başlayan Yönetim Kurulu Üyemiz Alper Pirşen, “Hızlıca önce onu bir özetleyelim: Aslında bu dosyanın niye çok önemli olduğunu, Fenerbahçe için ne anlam ifade ettiğinin anlaşılması için aslında sadece Fenerbahçe değil Türk sporu ve Türkiye açısından ne anlam ifade ettiğinin anlaşılabilmesi için öncelikle bu dosyadaki suçlamaların ne olduğunu doğru anlamak lazım. Biz kısaca ‘Fenerbahçe Kumpas Davası’ diye hep anıyoruz. Ama buradaki suçlamanın detayını bilmek herkes açısından faydalı olacaktır. Mesela iddiaların arasında önemli şeyler; Silahlı Fethullahçı Terör Örgütü’ne üye olmak. Bu zaten herkesin aciz olduğu bir yöndü. Ama mesela bizi çok ilgilendiren, bizim aslında yıllardır niye hep haklı olduğumuzu ileri sürdüğümüzün aslında çok basit ispatı olarak, ‘iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olmak’ diye çok önemli bir gerekçe var. Bu tam olarak da geçmiş dönemdeki başkanımızın ve bazı yöneticilerimizin başına gelen vakadır. Bu kişilerin aslında direk suçlandığı şey bizim eski yöneticilerimizin ve Sayın Başkanımızın hayatlarının belli bir döneminde çok ciddi manada mağdur edilmesi ve bir hapishaneye sokulmaları ve orada uzun bir zaman geçirip acılar yaşamlarına sebep olmak. Bu çok önemli bir detaydır. Aynı şekilde ‘Resmi Belgede Sahtecilik’. Bizim iddialarımızın bir kısmıyla örtüşen şeyler var bu konuda. Daha başka başlıklar da var ama çok detayına inip uzun uzun anlatmak istemiyorum. Zaten duruşmaları takip eden meslektaşlarımız bütün detayları anlatıyor. Burada çok önemli bir şey. İddianamenin içeriğinde şu konu özellikle irdeleniyor: Bu örgüt sporun içine sıkmak istiyor, sızamadığı birimlerden ve belki de Türk sporunda en önemli yerin sahibi olduğunu düşündüğü Fenerbahçe’ye sızabilmek için de öncelikle başkanımızı ve bazı yöneticilerimizi tutsak edip resmen futbolda da ciddi bir darbe yapmayı planlıyor ve gelinen noktada önce suçlanan sonra büyük ölçüde aklanan ve ileride tamamen aklanacak olan Fenerbahçemiz var. Tabii çok ciddi de bir mağduriyet oluşmuş. Bu örgüt sporu aslında bir propaganda aracı olarak kullanmayı planlıyor ve Fenerbahçe de burada önemsedikleri bir unsur olmuş. Burada tabii eski Sayın Başkanımızla aralarında çeşitli şahsi bir husumetler olabilir, tam sebeplerini bilemeyiz ama burada Fenerbahçe’ye odaklanmalarının temel konusu bu. Sportif olarak da daha önce sızamadıkları bir yer olduğu için Fenerbahçe’yi ciddi manada hedef almışlar. 3 Temmuz’da yaşadıklarımızın nasıl bir tiyatro olduğunu gösterebilme açısından bu dava tam tersini açısından önemli bir unsurdur, bizim için. Kısaca davanın özeti de budur.” dedi.

Davanın geldiği noktayı da değerlendiren Yönetim Kurulu Üyemiz Alper Pirşen, “Bu tip davalar çok çabuk sonuç alınabilecek davalar değil. Bakınız 107 tane sanık var ve bunlardan 25’i tutuklu, diğerleri ise tutuksuz. Bu 107 kişinin tek tek sorgulanması gerekiyor. Bunların içerisinde örnek vermek gerekirse Mehmet Baransu var. Bu adam zamanında bir dosyada 17 gün savunma yapmış. Bizim dosyamızı Allah’tan 3 günde bıraktı. Dolayısıyla çok ciddi bir zaman kaybı da yaratıyorlar. Kaba tabirle zamana oynuyorlar demek daha doğru olacaktır. Buradan başka mağduriyetler yaratmaya çalışacaklar.  Tabii bunun çok detayları ve uzun uzun anlatmayayım ama uzun tutuklulukları ileri sürecekler vs. İşte bunların yaşanmaması için biz de adaletin hızlanması istedik. Avukatlarımız bu konuda çok sıkı bir çalışma yaptılar. Başta Fesih Bey ve Naim Bey olmak üzere ekiplerini de çok tebrik ediyoruz. Mahkeme gerçekten işi ciddiye aldığını gösterdi. Tam arzu ettiğimiz gibi bir ara karar düzenledi ve savunmalarını hızlıca yapmayanların susma hakkını kullanmış olacaklarına dair bir ara karar oluşturdu. Bunun üzerine tahminimiz herkes hızlı bir şekilde savunmasını yapmaya başlayacaktır. Bu da tabii davanın bir sonraki aşamasına geçilmesini sağlayacak. Onlar savunmalarını yapmadıkça, oyalandıkça bir sonraki aşamaya geçemiyoruz. Şimdi biz 150 tane sanığın henüz 54’ünü dinledik. Daha ortasındayız, öyle düşünün. Bundan sonra 75 tane de müşteki var. Çoğunluğu bizim kulübümüzün çalışanları, eski yöneticileri vs. bunlar da dinlenecek. Bizim o tarafın biraz daha hızlı yürüyeceğini umuyoruz. Ondan sonra bir de esasa ilişkin tekrar beyanlar alınacak. Toplamda bu 182 kişi, 2 tur dinlenecek. Böyle düşünmek lazım. Tabii ilk seferler biraz daha uzun oluyor, ikinci seferler biraz daha hızlı ilerler. Dolayısıyla bir çırpıda sonuç almak mümkün değil ama burada çok önemli bir detay söyleyeyim size: Sonuç bu olur diyemem ama bu dosyanın yargılananları kimler onu söyleyeyim. İsimlere gerek yok, bu adamların ya da bu hanımefendilerin görevleri ne? Buna değindiğimiz zaman aslında neyle karşı karşıya olduğunuz daha çabuk anlaşılacak. Emniyet müdürleri, komiserler, komiser yardımcıları, polis memurları, gazeteciler, rektörler, avukatlar ve iş adamları. Böyle geniş bir örgüt yapısından bahsediyoruz. Burada bizim canımızı en çok yakanlar o dönem emniyetçiler olmuştu. Hem etik ahlak boyutunda hem de yaptıkları usulsüzlükler olarak kulübümüzü çok ciddi yaralayıcı fiili hareketleri oldu. Bizim dosyamızda sanıklardan 93 tanesi emniyet mensubu, bunlardan 65 tanesi KHK’larla meslekten ihraç edilmiş. Dolayısıyla devletimizin kendi kıstaslarıyla yaptığı bir ön inceleme sonucunda bu kişilerin terör örgütü üyesi oldukları ve ciddi fiillere karıştıkları tespit edilmiş ve KHK’larla bu kişiler meslekten atılmış.  Yani Fenerbahçe’ye oyun oynayan, Fenerbahçe’nin altına dinamit koyanlardan 65 tanesinin tescilli FETÖ’cü olduklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu davanın sanıkları oldukları için bu davada ortaya çıkan olayların da kimlerce hazırlandığı, ne yönde amaçlar içerdiği çok rahat ortaya çıkabiliyor. Bu istatistiki bir veridir. Buradan bir sonuca varıyorum ama bu dava şöyle sonuçlanır demek için yeterli değil. Sadece bir algı olsun, taraftarlarımız ve camiamız bunu bilsin. Sonuçta biz yeri geldiğinde sokakta kendimizi savunmak durumunda kalıyoruz, Fenerbahçeliler olarak. Bu verilen onlar için önemli. Şu ana kadar 7 hafta geçti ve bu sekizinci hafta. Her hafta 5 celse oluyor, genelde bunların 4 günü Silivri’de geçiyordu, orada tutukluların sorguları yapılıyordu. Bir gün de Çağlayan’da oluyordu ama bu hafta tamamı Silivri’de olacak. 8 hafta toplamda 40 oturum olmuş olacak ama 40 oturumda zannetmeyin ki devamlı bir ilerleme oluyor. Maalesef olmuyor, bu yüzden de Naim Bey ve Fesih Bey’in daha sık duruşma yapılması için bazı talepleri olmuştu. Bu konuda da çok olumlu geri dönüş aldık mahkemeden. Naim Bey de aynısını söyledi: ‘Geç gelen adalet, adalet değildir.’ Biz, Fenerbahçe olarak yıllardır boğuştuğumuz bu üzerimize atılan leke karşısında bir an önce tamamen aklanmak istiyoruz. Zaten artık vicdanlarda aklandık, hukuken de birçok noktada ilerleme var ve istediğimiz seviyelere geldik ama biz artık bunun tartışmasız olmasını istiyoruz. 40 celsede gelinen noktada az önce de ifade ettiğim gibi belki üçte biri, dörte biri anca daha dinlenebilecek kişiler dinlenebildi. Mahkemenin tempoyu arttırması lazım ki bir an önce sonuç alalım. Tabii bunun Yargıtay aşaması olacak ama o apayrı bir konu. Ama aldığımız duyumlara göre 2019’un sonuna kadar bu dosyanın tamamlanması için mahkeme özellikle çalışma gösterecek. Yani daha sık duruşma olacak. Çoğu Amerikan dizilerinde örneklerini gördüğümüz gibi arka arkaya günler, sadece bir hafta değil, dosyadan hiç kopmadan bir ay aralıksız duruşma olması gündemde. Bu tabii heyetin de olayları hatırlaması için, biz dışarıdan takip eden insanların veya bizim gibi Fenerbahçe camiasının içinde takip eden insanların olaylardan kopmadan hakim olması için faydalı bir uygulama olur. Tabii bu konular Türkiye’nin gündemini de çok etkileyen konular olduğu için herhangi bir sokaktaki hırsızlık ya da cinayet davası gibi tabii hepsi kişiler için birbirinden önemli ama burada bizim tüm camiamızı ve milyonlarda insanı ilgilendirdiği için kamuoyunu da çok ilgilendiren bir konu. Bir an önce bitmesinde kamuoyuna ciddi yararı olacaktır.” şeklinde konuştu.

Yönetim Kurulu Üyemiz Alper Pirşen, sözlerini şu şekilde noktaladı:

Bizim ilk talebimiz tabii ki hızlanmasıdır. Az önce de verdiğim küçük istatistikler ve detaylarla aslında lehe gideceğine inanıyoruz. Bütün camiamız buna inanıyor. Biz artık sonucu bir an önce almak istiyoruz. Tabii burada bir diğer konuda bu dosyanın ilintilisi kabul edebileceğimiz 3 Temmuz dosyasının da yani ana dosyanın da bir an önce sonuçlanması. Yargıtay’da bekliyordu, Yargıtay’da hep iddialar oldu; şu tarihte ya da bu tarihe açıklanacak diye. Bunun dosyamızı çok etkileyeceğini düşünüyoruz. Neden? Çünkü o dosya ile bu dosyadaki birçok vaka birbiriyle ilintili. Öbür taraftaki beraatın kesinleşmesi burada alınacak hükmün de çok ciddi temelini oluşturacaktır. Burada çok küçük bir detay vereceğim: Bizim dosyamız aylardır, yıllardır Yargıtay’da sonuçlanacak, Yargıtay kararını açıklayacak diye beklenti içerisindeydik, tarihler dahi verildi. Dosya 2016 Nisan’da Yargıtay’a gönderilmiş. 2017’de bir iki eksiklikten dolayı iade ediliyor. Yalnız Şubat 2018 itibariyle dosyanın karara bağlanacağı söylendi. Çok basit bir uygulama var, Yargıtay’ın sayfasından dosyanızın hangi aşamada olduğunu görebiliyorsunuz. Çok detay vermiyorlar ama ‘incelemede’ veya ‘arşivde’ diyor. Bizim dosyamız ‘incelemede’ idi, enteresan bir şekilde 27 Temmuz 2018 tarihi itibariyle tekrar arşive atıldı. Yani incelemedeki dosya geri gitti. Bu sanki kararın çıkmasının biraz daha gecikeceği anlamına geliyor. Sonuçta yargıya müdahale etmek hiçbirimiz açısından mümkün değil, bizim tarzımız ve tavrımız da değil ama camia olarak en büyük beklentimiz bir an önce tekrar inceleme aşamasına gelinmesi, ondan sonra da karara bağlanması. Bu konuda bir detay daha vereceğim, camiamızı aydınlatmak amacıyla. Hukuk biraz karışık bir yer. Örneğin ben bir ceza hukukçusu değilim, ceza davalarında temel olarak fikir sahibiyim ama tabii ki Naim Bey, Fesih Bey ve diğer meslektaşlarımızın çok daha uzman olduğu bir alan. Ama şunu söyleyebilirim: Yargıtay’dan bu dosyanın bozularak geri dönmesi, bu dünyanın sonu demek değil. Neden? Çünkü bunun usulü bir tarafı var, esaslarla ilgili bir tarafı var. Bizim için önemli olan esas kısmı usulde ufak tefek hataları her zaman mahkemeler yapabiliyor. Bu yüzden geri gelirse dünyanın sonu gibi davranmayalım. Bu da bir sağduyu çağrısı olsun. Burada kulübümüzün özellikle yetkili ağızlarının kararın ne anlama geldiğini açıklamasını beklemekte her zaman fayda var. Sakın yanlış anlamayın, bu açıklamalarım sanki olumsuz bir durum varmış gibi algılanmasın. Bu genel bir çağrıdır, sosyal medya bu konularda çok spekülatif bir yer. Oradan gelecek herhangi bir karar hiçbir anlam ifade etmezken çok gereksiz tartışmalara yol açabiliyor. Bizim tek uyarımız bu olsun. Sosyal medyadaki spekülatif alandan çıkıp gerçekten işin uzmanlarını dinlemelerini bütün taraftarlarımıza, bütün camiamıza öneriyorum ve rica ediyorum. Dosya ile ilgili temel olarak beklentimiz; tabii bu dosyanın hızlı bir şekilde ilerlemesi ama hayatın gerçekleri var. Bu dosyanın çok çabuk sonuçlanmayacağını biliyoruz ama Yargıtay’daki dosya artık tamamen kontrol edilip incelenip karara bağlanmak noktasında. Umarım ikisi eş zamanlı ve kulübümüzün lehine olarak sonuçlanır. Bizim en büyük beklentimiz kulüp olarak aslında bu. Meslektaşlarımız çok iyi bir şekilde takip ediyor.  Biz kulüp olarak geçmiş yönetimimizin yaptığı gibi uzmanlara aynı şekilde güvenimiz devam etti. Onların dosyaları takip etmelerini istiyoruz. Şu anda dosyada biraz usulü işlemler yürüdüğü için çok büyük gelişmeler olmuyor. Belki her zaman camiamıza çok detaylı bilgiler vermiyoruz, çünkü çok da anlam ifade eden şeyler değil. Lütfen yanlış anlamasınlar! Bu dosyanın bu yönetim de en az eski yönetim kadar takipçisidir, bizim kırmızı çizgimizdir; Başkanımızın da her zaman altını çizerek söylediği gibi. Sadece adalet her gün kapılara gidip bağırıp çağırarak maalesef kazanılamıyor. Dolayısıyla biz yargılamayı saygılı bir şekilde bekliyoruz,  sonucu bekliyoruz. Elimizi hiç üzerinden çekmiyoruz ve bu konuda camiamızın hiç şüphesi olmasın. Biz bunu senin, benim, onun davası değil, Fenerbahçe’nin davası olarak görüyoruz. Son güne kadar da elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Sadece bu iki dosya değil, spor hukukuyla ilgili başka dosyalarımız da var. Her bir dosyayla ayrı ayrı aynı özenle ilgileniyoruz, hepsinin de takipçisi olacağız. Sonuç olarak inşallah bizim dönemimize denk gelir ama yetişmezse de başka yönetimlere denk gelirse onlara da bildiklerimizi aktaracağız. Umarım Fenerbahçe bu süreci tamamen olumlu olarak sona erdirecek. Geçmişte yaşanan olumsuzluklar maalesef bir kısmı yapanların yanına kar kaldı. Dönem dönem Fenerbahçe’nin kaybettiği bazı şeyler oldu. Maddi ve sportif olarak zarar gördük ama en nihayetinden hak yerini bulacak ve Fenerbahçe vicdanlarda tamamen aklanacak ve bu konular bir daha açılmamak üzere kapanacak. Bizim beklentimiz bu. 2019 sonuna kadar bu dosya biter inşallah ama bütün resme bakıldığında 2019 sonuna kadar sonuçlanır demek çok gerçekçi değil. Çünkü bu işin Yargıtay tarafı da var.  Ama sabır lazım, biz takipçisiyiz. Meslektaşlarımız takip ediyor. Bu arada eski yönetimimiz de bu konuda çok yapıcı çalışıyor. Onlarla da özellikle bu konularda arada istişare yapıyoruz, özellikle Şekip Bey bize aktarmak istediği bazı şeyler olursa iletiyor. Onlarla da hep bu konularda dirsek temasındayız. Umarım her şey Fenerbahçe için olumlu sonuçlanacaktır.”